yükleniyor

Mimarlık Sohbetleri Serisi Sona Yaklaşıyor !

 

Atölye Mil Sunar: 

Tasarım Atölyesi Kadıköy'de 'Mimarlık Sohbetleri' serisi başladı!

Mimarlık ve tasarım araştırmalarının görünürlüğünü artırmak ve daha çok insanla paylaşmak üzere; her Perşembe akşamına

yeni bir araştırma!

 

Konuşmacıların araştırma alanlarını, yöntemlerini ve süreci aktaracakları bir sunumun ardından tartışma ve atölye süreci başlar. Araştırmaya yönelik bir üretimin/atölyenin gerçekleştirilmesiyle beraber, her katılımcının kişisel dokunuşu araştırma üzerinde birikir ve çoğalır. Bu kurgunun temel avantajı; konuşmacı ve katılımcı için eşit derecede alan ayırması ve fayda gözetmesidir.

Her araştırmanın kendi yöntemini ve sürecini yarattığı vurgusu üzerinde şekillenen seride; hem pek çok farklı araştırma, kendi kapalı çevresinden sıyrılarak yeni insanlara ulaşma imkanı bulur, hem de her konuşmacı bir tür geri bildirim alarak çalışmayı derinleştirmek adına bir veri elde eder.

Sunumlar herkese açık ve ücretsiz, sunum sonrasındaki atölye çalışmaları ise ücretsiz ancak kontenjanla sınırlıdır.

Etkinlik Sponsoru: PROYAPI (www.proyapi.com)

 

Mimarlık Sohbetleri Serisi Programı:

13 Ekim 2016 19.30: "Banka İkramiye Evi için İlanlar" Duygu Yarımbaş & Davut Yücel

20 Ekim 2016 19.30: "Nesnelerin Dünyasında Özneler" Dilara Tekin Gezginti

27 Ekim 2016 20.00: "Modulor Ölçü Sisteminin Uygulamaları" Aren Semerci

3 Kasım 2016 19.30: "Müzikal Fonksiyonların Görsel Tasarımda Kullanımı" Seçkin Maden

10 Kasım 2016 19.30: "Fold(ing) / Kıvrım Mekansal Denemeler" Melek Kılınç

24 Kasım 2016 19.30: “Duyuların Mekansallığının Yeniden Keşfi” Aylin Ayna

 

Serinin sıradaki ve son etkinliği Aynlin Ayna'dan!

Gelişen teknoloji ve kolaylaşan görsel bilgi üretimi, artan temsil ve paylaşım ortamlarıyla, görme odaklı ve görsel bilgi merkezli düşünme ve üretim biçimleri yaygınlaşmakta; görsel düşünme ve temsil ortamlarındaki bu gelişim ve yaygınlaşma, insanların alışkanlıklarını, algılama, düşünme ve davranma biçimlerini de etkilemekte, değiştirmektedir. Çoğu zaman gündelik hayatın akışı içerisinde üzerine düşünmediğimiz ve farkına varmadığımız bu durum, mimarlık gibi görsel yanı da oldukça ağırlıklı olan bir düşünme ve üretim alanı söz konusu olduğunda, mekanın görme dışında kalan yanlarının göz ardı edilmesine neden olabilmekte ve dolayısıyla da farklı mekânsal deneyim imkanlarını daraltabilmektedir. Bu çalışma, görsel baskın düşünme biçiminden sıyrılarak mekanın duyumsanması üzerine farkındalık geliştirebilmeyi ve ’yaşanan’, ‘deneyimsel’, ‘değişken’ varlığı ile mekanı duyular, duyular arası ilişkisellik ve mekanın çok-duyulu varlığı ekseninde ele alıp, kişisel deneyimlerden yola çıkarak duyuların mekânsallığına dair çeşitli temsiller oluşturmayı hedeflemektedir.

Atölye çalışması kapsamında, duyuların mekânsallığı ve mekandaki ilişkisel durumları hakkında gerçekleştirilecek kısa bir sunumun ardından katılımcılardan, seçilen yöntem ve verilen malzemeler ile duyuların mekânsallığına dair kişisel deneyimlerini ve yorumlarını içeren diyagramlar/modeller oluşturmaları beklenecektir. Oluşturulan bu diyagramlar/modeller aracılığıyla mekanda duyuların ilişkiselliği tartışmaya açılacak, bu ilişkisel duruma dair mevcut farkındalığımız ve bu farkındalığı geliştirebilmenin mekana ve mekânsal deneyime katkı sağlama potansiyelleri değerlendirilecektir.

 Etkinlik herkese açık ve ücretsizdir.

Atölye için ön kayıt gerekir, kontenjan sınırlıdır.

Ön kayıt ve bilgi için hello@atolyemil.com

 


 

Serinin beşinci etkinliği Melek Kılınç'tan!

Yakın tarihe kadar mimari mekân, Euclidyen geometri ile şekillenirken, 20. yüzyıl sonlarından itibaren mimari pratik ve kuram alanı topolojik yüzeylerden, kıvrımlardan oluşan tasarımlara artan bir ilgi göstermiştir. Söz konusu kayma, modern içkinliğin dünya algılayışında yarattığı çözünme ile, parçalılık, belirsizlik, farklılık, heterojenlik, iletişim, ilişkisellik gibi kavramlar üzerinden şekillenen bir kavrayışa yer açmasıyla paralellik gösterir.

Özel-kamusal, somut-soyut, iç-dışı, yer-yer olmayan, açık-kapalı, gerçek-temsil, inşa- imha, bireysel-toplumsal (özel varlık-kamusal varlık), bilinç-bilinç dışı, görünür- görünmez, inanç-bilgi, güven-tehdit, yerel-evrensel, tin-beden, tin-akıl, beden-akıl, erkek-kadın gibi kavramlar arasındaki karşıtlıkların eridiği ve ikilikleri bir arada bulunduran kavramlar olan ara-mekân, arayüz, maske, karmaşıklık, çelişki, paradoks,... gibi kavramların önem kazandığı; politik, ekonomik, toplumsal, kültürel değişimler ve iletişim/bilişim ağ örgülerinin yaygınlaşması ile farklılaşan bilgi-madde-enerji akışlarının oluşturduğu kaygan, değişken bir bağlam içinde her türlü pratiğin kıvırma/kıvrım açma eğiliminde olduğu söylenebilir.

Mimarlık kuram ve pratiği de söz konusu bağlam içinde heterojen mekansallığa yönelerek, hem deneyimsel hem de algısal sürekliliğin olanaklılığını ima eden, aynı anda zamanda ve mekânda, şeylerde ve düşüncede var olan kıvrımı mimarlığın güncel üretim esaslarına verdiği karşılıklardan biri olarak gündeme getirir.

Atölye çalışması kapsamında, fold(ing)/kıvrım kavramı hakkında kısa bir sununun ardından katılımcılardan, verilen kağıtları belirli bir mimari program ya da ölçeğe bağlı kalmaksızın kıvırma/katlama/katını açma yoluyla mekânsallaştırmaları beklenmektedir.Elde edilen mekânsal denemeler “fold(ing)/kıvrım “ bağlamında tartışmaya açılacak, müphemliğe, muğlaklığa, formsuzluğa, tipsizliğe yönelen bir mimarlığı ima yetisi olup olmadığı değerlendirilecektir.  

 Etkinlik herkese açık ve ücretsizdir.

Atölye için ön kayıt gerekir, kontenjan sınırlıdır.

Ön kayıt ve bilgi için hello@atolyemil.com

 


 

Serinin dördüncü etkinliği Seçkin Maden'den!

Sanat alanları birbirilerinden izole, apayrı unsurlar olmaktan ziyade; gerçekte belli bir diyalog bütünlüğü ve altyapısı taşıyan dışavurumsal hareketlerdir. Bu anlayış, birtakım yeni uzamsal olgular sunarken, her bir sanat alanının diğerlerinden, 'kendinde olmayanı araması, sorgulaması' anlamında etkilendiği ileri sürülebilir. Müzikte özellikle son asırda öne çıkan yeni bir takım çabaların ve bu çabaların ortaya çıkardığı kavramların, görsel tasarım ve mimarlık çevrelerinde özgün etkileşimler yaratabileceği tahmin edilebilir. Gerek kavramsal, gerek teknik birçok işitsel olgu, görsel yorumlama ve içerik üretimleri için hala daha büyük bir potansiyel barındırmaktadır.

Günümüzde, gelişmekte olan hesaplamalı teknikler aracılığıyla işitsel veri, ortak matematiksel veri alt yapıları sayesinde görsel olana genel anlamda 'göze hoş ve farklı geleni sunup kanıksatma' refleksiyle transfer edilmektedir. Günümüz bilgisayar altyapısı şüphesiz ki 50 ve 60'larda Xenakis'in kendi imkanlarıyla mevzubahis operasyonları yaptığı günlerden çok daha ileridedir. Bu imkan, bize transfer edilen içeriğin harikulade form varyasyonlarındansa; iletişimi sağlayan ortak verinin, transfer eden ve edilen ile kurduğu ilişki çerçevesinde yeniden kazandığı anlam ve işlevleri tartışma imkanı yaratır ki bu nokta araştırmanın hassasiyet gösterdiği önemli bir unsurdur.

Araştırma dahilinde, aynı binary dizinin üst üste şaşırtmalı dizilenmeleri; ya da alışılageldik ritmik kurguların dışında bir takım örüntülerin işitsel dünyada dinleyici tarafından yorumlanan formlarının görsel dünyada ne gibi anlamlar kazandığı, ortak matematiksel tabanın her iki alanda nasıl değerlendirildiği ve ne tip sonuçlara yol açtığı ve benzeri başlıkların tartışılması amaçlanmaktadır. Detay bazında ise, kişilerin kendi ürettikleri matematiksel dizilerin belirli fonksiyonel kural tanımları dahilinde eş zamanlı olarak hem işitsel hem görsel; bazen sadece görsel, bazen sadece işitsel olarak üretilen biçimler üzerinden bir tartışma ortamı yaratmak amaçlanmaktadır.

Etkinlik herkese açık ve ücretsizdir.

Katılımcıların Rhinoceros ve Grasshopper programlarına hakim olması beklenmektedir. 

Atölye için ön kayıt gerekir, kontenjan sınırlıdır.

Ön kayıt ve bilgi için hello@atolyemil.com

 


 

Serinin üçüncü etkinliği Aren Semerci'den!

"Modul-Or"ün (Altın Modül);  Le Corbusier'nin,  Mimarlık ve Mekaniğe evrensel biçimde uyarlanabilir, insan ölçeğinde armonik bir ölçüler dizisi üzerine bir deneme olarak tanımladığı, temelde iki kitaptan (Le Modulor - 1948, Modulor 2 - 1955) oluşan  çalışmasıdır. Le Corbusier, 1940'ların sonundan 1950 ortalarına kadar tasarladığı binaların çoğunda projelerini bu ölçüler üzerinden şekillendirmiştir (Unité d'Habitation (Marseille 1947), Saint Marie de La Tourette Manastırı (Lyon 1956-60), Carpenter görsel Sanatlar Merkezi (Cambridge 1962)).

Atölye çalışması kapsamında, Modulor ölçülerini kullanarak 2 boyutlu düzlemde veya 3. boyutta görsel sonuçlar türeten algoritmalar sadeleştirilerek katılımcılarla paylaşılacak, katılımcıların algoritmanın belirlenen parametrelerine müdahale ederek görsel sonuçlarını takip etmesi ve oluşan sonuç kümesinden kendi görsel algılarına göre "güzel" olanları seçmeleri istenecektir. Seçilen sonuçlar, bir de algoritmanın temelindeki ölçü dizisi (Modulor) değiştirilerek yeniden üretilecek ve atölye sonunda Modulor diziye uyan ve uymayan görsel sonuçların karşılaştırılması yapılacaktır.

Bu atölye çalışmasıyla amaçlanan, Modulor dizisinin kompozisyondaki etkisinin Le Corbusier'nin savunduğu kadar güçlü olup olmadığını görsel sonuçlar üzerinden sorgulamanın yanısıra kurulan algoritmaların farklı kullanıcı deneyimleri üzerinden geri bildirimlerinin alınmasıdır.

Etkinlik herkese açık ve ücretsizdir.

Katılımcıların bilgisayarlarında Rhinoceros ve Grasshopper programlarının  güncel versiyonlarının yüklü olması tercih edilir. 

Atölye için ön kayıt gerekir, kontenjan sınırlıdır.

Ön kayıt ve bilgi için hello@atolyemil.com

 


 

Serinin ikinci etkinliği Dilara Tekin Gezginti'den!

Modernleşme hareketiyle birlikte, evin dergi, sinema, sergi ve fuarlarla kitlelere teşhir edilmesinin etkisiyle; gündelik hayatın bir parçası olan ve gerçekliğini büyük ölçüde buradan alan ev, öznenin içinde yaşadığı, bizzat ona ait yer olmaktan çıkıp dergi sayfalarında gördüğü ve ulaşmak istediği yarı gerçek bir ideale dönüşmeye başlar. Bu durum, öznenin ev ile ilişkisini ciddi anlamda değiştirir. Modern kültürün beraberinde getirdiği yeni yaşama biçimlerine dair yeni cevaplar üretme misyonu yüklenen ev, öznenin yabancılaştığı ve tam anlamıyla sahip olamadığı ideal bir nesneye dönüşmeye başlar.

Evin, öznenin gözünde ideal bir nesneye dönüşmesinde, mimarlık nesnesinin kendisi kadar, onun içindeki kullanım nesneleri de etkili olur. Nesneler hem kendi varoluşsal baskın özellikleri hem de öznenin zihninde oluşması muhtemel çağrışımları bünyelerinde barındırıyor olmaları dolayısı ile özne-ev karşılaşmasında dikkate değer bir bileşen olarak görülmüştür. Bu yüzdendir ki çalışmadaki “ev” tanımı mimarlık nesnesi ile birlikte kullanım nesnelerini de içerir.

Öznenin zihnindeki ev kavramı, mimarlık nesnesi ile sınırlı değildir; mimarlık nesnesinin içerdiği her bir nesne, öznenin evle kurduğu ilişkide belirleyicidir.

Ev; farklı yerlerden farklı zamanlarda alınmış, tesadüfen bulunmuş, birisi tarafından hediye edilmiş birbiriyle ilişkisiz ve bir araya geldiğinde bir bütünlük oluşturma kaygısı taşımayan sayısız nesneden, kuytu köşelerden oluşan bir habitat gibidir. Bu habitattaki nesneler; girdikleri eve, kendi maddesel varoluşlarıyla birlikte, ait oldukları zamanın ve düşünce biçiminin tüm verilerini de sürükleyen mikro hayatlar olarak dahil olurlar. Özne, yaşadığı ortamın doğal bir sonucu olarak nesnelerle kuşatılmış vaziyettedir.

Modernleşme hareketi ile birlikte, tıpkı mimarlık nesnesinde olduğu gibi kullanım nesneleri de reklamlara konu olarak anlam değiştirir. Mikser, vantilatör, saç kurutma makinesi, çamaşır makinesi, buzdolabı vb. hayatı kolaylaştırmanın ötesinde, popüler medya tarafından öznenin hayallerine sokulan ideal ev olgusuna ulaşmada kilit nesneler haline gelir; öznenin kurtarıcı kahramanı olurlar.

“Nesnelerin Dünyasında Özneler” sunum ve atölyesinin esas odaklanmak istediği nokta; nesnelerin, mimarlık nesnesinin kendisinden bağımsız olarak özneyi domine edebilme, hizaya sokabilme yetenekleridir. İnsan yaratısı olan nesne, kendi fiziksel özellikleriyle özneyi disiplin altına almayı (ya da baskılamayı) başarabileceği gibi; öznenin hayallerine aracılık eden popüler medyanın, modanın tetiklediği çağrışımlar yoluyla da kontrolü ele geçirebilir. Her iki durumda da özne, nesnenin etki alanına dahil olarak pasifleşir.

Atölye, özneyi domine eden bir nesne tasarlama denemesi ya da hali hazırda bu görevi üstlenmiş bir nesneyi konuşturan bir metin üretimi şeklinde gerçekleşecektir. Nesne tasarlama denemesinde, hayali bir hedef yaratarak ya da bir kural koyarak, özneyi o doğrultuda davranmaya iten, disiplin altına alan bir tasarım ürünü ortaya konacaktır. Metin üretiminde ise, nesnedeki tüm o dominant karakteri dile aktarmayı deneyen ve karakterin karşılığını kelime seçimleriyle, üslupla bulmayı hedefleyen bir çalışma yapılacaktır.

Etkinlik herkese açık ve ücretsizdir.

Atölyede bilgisayar kullanımı tamamen tercihe bağlıdır. Üretimlerini bilgisayar üzerinden yapmak isteyen katılımcılar, istedikleri modelleme programlarının yüklü olduğu bir diz üstü bilgisayar ile birlikte gelmelidir.

Atölye için ön kayıt gerekir, kontenjan sınırlıdır.

Ön kayıt ve bilgi için hello@atolyemil.com

 


 

Serinin ilk etkinliği Duygu Yarımbaş ve Davut Yücel'den! 

 

Bankaların 1944- 1973 tarih aralığında, İkramiyeli Tasarruf Hesabı” veya ”İkramiyeli Aile Mevduatı” sahiplerine keşide (çekiliş) usülü ile ikramiye olarak vermeyi vaadettiği “Banka İkramiye Evleri”, söz konusu dönemde önemli bir konut arzı biçimidir. İkramiye vaadi, yeni kurulmaya başlanmış özel bankaların, sermayelerini ve mudilerini artırma gayelerinin başlıca vasıtasıdır. Bahçeli ev, sayfiye evi, yazlık ev, lüks apartman dairesi, kaloriferli daire ... olarak çekilişe konan evler, toplumun yeni yaşam düşünün farklı yansımaları olarak sunulur ve teşvik edilir. Gazetelerde, dergilerde zaman zaman tam sayfa yer alan ilanlar ve el broşürü olarak basılan ikramiye evi reklamları farklı temalarla ideal konutun tanımını ortaya koymaya çalışır; ev yalnızca ikramiye olarak elde edildiği için değil, taşıdığı nitelikler bağlamında da talihlisini mutlu edeceği propagandası ile tanıtılır. İdeal’in tanımı ve kapsamı ise reklamın temasına bağlı olarak değişkenlik gösterir; bazen iç mekan özelliklerine, bazen ikramiye evinin konumuna bağlıdır, bazen ise bambaşka niteliklere dayanır. Araştırma kapsamında, banka ikramiye evi reklamları idealin tanımlanması bağlamında tartışılarak, reklamlarda öne çıkarılan temalara değinilecektir. 
Atölye çalışması kapsamında katılımcılardan, önceden belirlenmiş evlerin ideal konut reklamı halinde sunulması istenecektir. Söz konusu evler, ideal evi temsil etmek üzere tasarlanmış, spekülatif amaçlar taşıyan veya ideallik kavramından bağımsız olarak tasarlanmış ancak tanınırlığı olan örnekler arasından seçilmiştir. Katılımcı kendisine düşen ev/evler hakkında sahip olduğu bilgi ve yapacağı araştırma üzerinden bir ideallik tanımı yapacak, grupça yapılacak kısa bir tartışmanın ardından ideal konut reklamları üretimi sürecine geçilecektir.

Etkinlik herkese açık ve ücretsizdir. 
Katılımcıların bilgisayarlarında Photoshop, Illustrator veya Indesign programlarının yüklü olması tercih edilir.
Atölye için ön kayıt gerekir, kontenjan sınırlıdır. 
Ön kayıt ve bilgi için hello@atolyemil.com

 



AtölyeMil (www.atolyemil.com) & Tasarım Atölyesi Kadıköy (www.takortak.org/atolye/kadikoy
Etkinlik Sponsoru: PROYAPI (www.proyapi.com)